Ali tek başına ve AÇ karnına alışverişe giderse...


Ali'yi az çok tanıyan biriyseniz bu yazının içeriğinin neyle ilgili olacağını kıyısından köşesinden tahmin etmiş olabilirsiniz :) Ama önce günü kısaca anlatayım sonra akşam mutfaktaki alışveriş sonrası aktivitemizi anlatayım, ufak bir kasap dükkanı açabiliriz...

Hava biraz bozuktu bugün, o yüzden pek bir şey yapamadık. Evin yakınlarında, Centennial Park diye koccamaan bir yesil alan var. (park demeye gönlüm el vermeyecek, bizdeki Seğmenler parkı falan gibi anlaşılmasından korkuyorum :P ) Dedik bari evden de çok uzaklaşmayalım, oraya gidelim görelim, çimlerle yayılalım. Biz ODTÜ'lülerin aklına çimler dedin mi bira gelir, fındık fıstık, bol muhabbet gelir. Fekaat burada bu tarz park bahçe sahil gibi yerlerde alkol almak yasak. Koca koca tabelalarda hep yazmıslar 'Alcohol Free Zone !'. Zaten muhabbet edecek kimsemiz de yok şimdilik birbirimizden gayrı :) Ama zaten sonuç olarak çimlere yayılacak vaktimiz de kalmadı, o kadar geniş bir alanmış ki, şurasını da görelim su göleti de bu pelikanı da görelim derken vaktimiz doldu. Ali araba almak için bir adamla görüşmeye gidecekti. Ben eve geri döndüm, Ali de taa Sydney'in dışlarında bir yere araba bakmaya gitti.

Burada 2. el arabalar çok uygun fiyatlı, alım satım işleri de anladığımız kadarıyla bayağı kolay, satana gidiyosun parayı veriyosun, ruhsatı imzalıyor sattım diye, arabayı alıp gidiyosun, o kadar. Biz de bugünlerde bir tane almayı planlıyoruz. Neyse araba ayrı mesele, yeri gelmişken hızlıca anlatayım dedim.

Planımız şuydu, Ali gidecek arabaya bakacak, dönüşte Auburn (Türk mahallesi) yolunun üstünde oldugu için oraya uğrayıp alışveriş yapacak, eve gelecek. Fakat bahsettiğim mesafeler eve 2 saat uzaklıkta falan olduğu için gidip gelmesinin uzun süreceği belliydi, giderken bir şeyler yer diye düşünmüştüm ben. Çünkü normal şartlar altında Ali'nin sabah kahvaltısından 1 saat sonra ben acıktım demeye başladığını düşünecek olursak, sabah 10'dan akşam 8'e kadar hiç bir sey yemeden durması demek, yolda trende otobüste bi yerde tansiyonun düşüp gözünün önünde etler uçuşarak bayılması falan demek :)) Neden bilmiyorum eve gelene kadar hiç bir sey yememiş, inat etmiş. Ama bu arada tabii bos durmamış, aç karnını alışverişte etlere bakarak ve bakmakla kalmayıp çantasını 5 kilo kadar etle doldurarak doyurmuş sanıyorum. Eve geldi çantayı bir açtı, allahım poşet poşet, çıkardıkça bitmiyor, beni bir gülme aldı :) aksi gibi buzlukta da yani öyle bol bol yerimiz yok. Neyse açtık, böldük, poşetledik falan bi yarım saat onlarla uğraştık. Artık ben en son kanlı ciğ et görmekten ve koklamaktan midem bulanır duruma gelmişken, Ali'nin gözlerindeki sevinci görmeliydiniz :)

Ev arkadaşlarımız buzluğu açtıklarında ufak çaplı bir şok gecirebilirler, etler üstlerine üstlerine düsecek.. Yolda ufak bir koyun bulduk, parçaladık eve getirdik falan desek yeri :P Ucuz bulduk ya bokunu çıkardık :P Bundan sonraki 1 ay her aksam et yiycez herhalde..

İşte böyle, dün akşam bayağı eglendik yani kendi çapımızda, Ali sayesinde...

#et #ikincielaraba

Ne Okusam / Arama

Please reload

Bizi Takip Edin

  • Facebook Basic Black
  • Instagram Basic Black

Bizi Takip Edin!

  • Facebook Basic Black
  • Instagram Basic Black

Instagram Köşesi

En Yeni Yazılar

October 12, 2015

Please reload