Güney Avustralya Turu


Bir önceki yazıda yaptığımız gezinin detaylarından ziyade, yollarda olmayı sevmemizin -özellikle de arabayla yollarda olmayı sevmemizin- çocukluğumuzla ilintili nedenlerine inmiştim. Aslında amacım geziyi anlatmaktı fakat yazıyı yazmaya başlayınca yazı kendi yönünü seçer ya yazanın kontrolünden çıkıp bir anda, öyle bir şey oldu herhalde :)

Evet bu kez daha çok bilgi aktaracağım, özellikle de Avustralya'da olup da bizim gittiğimiz yerleri gezmek isteyenler için gelsin. Rotamızın mini haritasını bir önceki yazıda paylaşmıştım, fakat işte bir kez daha kaçıranlar için..

Adım adım durduğumuz - geçtiğimiz her yerden ve hoşumuza giden her aktiviteden bahsetmeye çalışacağım, çok da uzun yazıp sıkıcı olmak istemiyorum ama bakalım...

Geziyi aslında Port Lincoln'deki büyük beyaz köpek balığı dalışımızın tarihine göre ayarladık. Yaklaşık 3 günde geze geze Sydney'den Port Lincoln'a vardık (Sydney - Port Lİncoln arası direkt giderseniz 1890 km, fakar biz yolu uzatarak, dolana dolana gittik), 2 gün orada kalıp kalan 2 günde de hababam araba kullanarak geri döndük. Tabii bu kadar kısa sürede bu kadar yol yapmak çok akıl karı mı diye sorarsanız, belki de değil fakat yine de biz görmek istediğimiz her yeri görüp, yapmak istediğimiz her şeyi yaptık o yüzden bizim için gayet tatmin ediciydi, fakat tabii daha çok vaktimiz olsa daha da çok yer görürdük, orası kesin.

Bu rotada mutlaka görülmesi gereken yerler:

- Jindabyne, Mount Kosciuszko civarı ve Thredbo:

Canberra'dan itibaren dağlık yerler bu da demek oluyor ki güzel mi güzel doğa kesitleriyle kaplı yollar başlıyor. Dağ dediğime bakmayın tepelik desek daha doğru belki de, en yüksek noktası 2228 m.cik (Mt. Kosciuszko). O yüzden de bol ağaçlı, yeşilli, yer yer göller var, güzel bir doğası var. Thredbo (çook çok şirin bir kasaba, esasen kayak merkezi kışları) o taraflara giderseniz mutlaka öneririz, gidin bir bakın ne var ne yok, eminim hoşunuza gidecek, sadecee içinde bir tur atmak bile oramı anlamak, manzaraların keyfini çıkarmak için yeterli. Fakat bir ara kış zamanı, etraf karlıyken de gelip görmeli buraları diye düşündük.

İlk günümüzü bu civarda geçirdik.

- Yarra Valley:

İkinci durağımız. Melbourne' e yaklaşık 60 km mesafede, Avustralya'nın en güzel şaraplarının çıktığı bölgelerden birisi, bizi taa Avustralya'ya gelmeden evvel adıyla cezbetmişti bu bölge :P Yarra Valley'de daha da komik isimli bir şarap üreticisi var ki, sırf orayı gidip bulmak ve görmek için bu bölgeye geldik desem yeridir, Yarra Yering şarap evi :))

Öyle gülüp geçmeyiniz efenim, çok kaliteli ve pahalı şarapları var!! Daha Türkiye'deyken seneler evvel Avustralya'ya gidip burayı bulmalıyız diye konuştuğumuzu anımsıyorum, gerçekleştirmiş olduk, fakat onun dışında Avustralya'da şimdiye kadar gördüğüm şarap bölgeleri içerisinde en cicisi en bakımlısı ve güzeliydi diyebilirim, eğer şarap severseniz gidin ve bir gününüzü güzel şarapları deneyip çakır keyif olmakla geçirin derim.

- Melbourne:

Biz çok vakit geçiremedik bu gezimizde Melbourne'de, şöyle bir içinden geçtik, fakat daha önce ben iki günlüğüne gitmiştim, kesinlikle görün Avustralya'ya gelip de Melbourne'ü görmemek olmaz. Biz de ilerde daha detaylı bir Melbourne turu yapacağız.

- Great Ocen Road:

Melbourne - Adeliade arasını buradan geçerek yaptık, tabii ki de, başka türlüsü düşünülemezdi. Sanırım gezimizin en güzel rotasıydı, arabayı sürekli kıyı hattı boyunca kullanıyorsunuz, denizle yanyanasınız hemen hemen tüm rota boyunca, ve haliyle manzaralar da çok güzel. Rotanın uzunluğu 243 km, 12 Apostles'ı görmemek olmaz.

- Büyük Beyaz Kafes Dalışı

Öncelikle nitelikli bilgi, eğer büyük beyaz köpek balığı görmek istiyorsanız Avustralya'daki tek durağınız Port Lincoln. Oraya gitmeniz gerekiyor.

Şimdi ben bunu mutlaka yapılması gerekenler kısmına yazıyorum fakat, bir kaç önemli duyurum da var!!

1) Eğer hassas bir bünyeniz varsa ve deniz tutuyorsa bir daha düşünün... Benim hiç öyle bir sorunum yok, o yüzden şanslıyım, sorunsuz bir gün geçirdim, fakat teknenin yarısı belki daha bile fazlası kusmaktan başka bir şey yapamadı, Ali dahil. Dalışın yapıldığı yer kıyıdan 2 saatlik mesafede ve okyanusta yol aldığınızı düşünecek olursanız o 2 saat boyunca dalga üstünde sallandığınızı hatırlatmak isterim. Varınca oh bitti diye bir şey yok, çünkü günün geri kalanında da o teknenin üstünde sallanmaya devam, akşama kadar... Kolay değil, hazırlıklı olun!

2) "Oh deniz tutmadı, daldım da, kesin kocaman, keskin dişli köpek balıkları görücem bir sürü" gibi bir beklentiniz olmasın. Denizin altı köpekbalığı kaynamıyor bu bir. İkincisi de hayvanlar öle gezinirlerken sizin kafesin etrafından da belki saatte bir 10 sn.liğine falan geçiyorlar, "hmm burda noluyormuş diye" ve eğer siz o sırada kafeste suyun altında değilseniz göremiyorsunuz. Kafes denilen şey suyun hemen yüzeyinde alttan tekneye bağlı, 4 kişinin sığabileceği büyüklükte bir şey. Teknede en az 30-40 kişi olduğu için dönüşümlü giriliyor kafese, ve suyun altı baya soğuk, ben max. 45 dk kalabildim, o yüzden de iş biraz şansa kalmış durumda, eğer kafesin içindeyken siz hayvan gelirse görüyorsunuz yoksa şansınıza küsün.. Benim durumum :(

Sonuç olarak bu okazyon Ali için "o kadar geldik, o kadar para verdik, deniz de tuttu ama görecem o köpekbalığını ulen" gazıyla kafese girmesi ve 5 dk. sonra kafamıza kusa kusa çıkmasıyla, benimse iki kez 45'er dk.lık dalışlar yapıp her seferinde 5dk.yla arkadaşı kaçırmamla sonuçlandı, fakat değişik bir tecrübe oldu tabii... Bir gün bir daha yapmak üzere diyor ve bu konuyu şimdilik burada kapatıyoruz. Gönül isterdi ki sizinle şöyle goproyla çektiğimiz cool köpek balığı ağzı resimlerini paylaşabilseydik :)

Şimdik bunlar gezinin en hatırımızda yer eden kısımlarıydı. Fakat bunun dışında hiçliğin içinde saatlerce ve günlerce araba kullanma kısmını da bir o kadar sevdim diyebilirim. Aslında biraz aşk ve nefretin birbirine bulandığı anlar vardır ya öyle bir şeydi, hem çok değişik, hem çok sıkıcı, hem çok dingin, hem çok yorucu, karmaşık hisler uyandırıyor insanın içinde, fakat yine olsa yine yaparım. Ki henüz gerçek outbacke de girdik sayılmaz bu gezide, yine vardı kasabalar 200-300 km.de bir, esas ilerde yapmayı planladığımız çölden geçmeli geziler nasıl olacak acaba, çok merak içindeyim..

Dönüş yolunda bir gecemizi de Barossa Valley'de geçirdik. Şarap evlerine çok uğrayıp şarap tadımı yapamadık varış saatimizden ötürü kapanmak üzereydi hepsi, fakat Barossa Valley şaraplarını beğenerek içiyoruz, seviyoruz. Yine de doğal güzellik olarak Yarra Valley hala birincimiz.

Son olarak Adelaide'den de kısaca bahsetmeden geçemeyeceğim... Tam bir fiyasko, hayalet şehir.. Lütfen orada yaşayanlar bana kızmasın belki de hakkını mı yiyorumdur, biz tam Xmas gününde oradaydık, muhtemelen o yüzden sokaklarda kimsecikleri görmedik ve tüm dükkanlar, cafeler, restoranlar her yer kapalıydı. Fakat herhangi başka bir gün olsaydı da kanım kaynamazdı sanki o şehre, elektrik alamadım :P Sonuç olarak, vaktiniz kısıtlıysa Adelaide'e gitmeseniz de olur, bir şey kaybetmezsiniz..

Off yine durduramadım kendimi bayağı uzun oldu...

Bu da böyle keyifli ve güzel mi güzel bir gezi oldu..

Sevgiler - Hörmetler

#roadtrip #büyükbeyazkafesdalışı #cagedive #köpekbalığı #yarravalley #yarrayering #greatoceanroad #12apostles #portlincoln #barossavalley #outback #arabaylaseyahat #camping #kamp #aliylebaşakyollarda #avustralya #roadtrip

Bizi Takip Edin!

  • Facebook Basic Black
  • Instagram Basic Black

Instagram Köşesi

En Yeni Yazılar

October 12, 2015

Please reload