Avustralya'ya Yerleşmek - Büyük Karar


Bambaşka bir ülkede yaşamak...

Çok heyecanlandırıcı bir düşünce kimisi için, kimisi için acayip ürkütücü, kimisine göreyse çok gereksiz belki. Tamamen hayattan ne beklediğinle, geleceğini nasıl şekillendirmek, gününü nasıl insanlarla neler yaparak geçirmek istediğinle alakalı. O yüzden "haydi ben gidiyorum" demeden evvel kendine soracağın bir kaç soru var; "ben kimim, n'apıyorum", "nasıl bir hayatım olsun istiyorum, şu anda yaptığım şeyler beni tatmin ediyor mu", "beni ne mutlu ediyor", "bir sonraki adım ne olsun" vs... Bunlar ciddi sorular, çoğumuzun aklına zaman zaman gelir, ama cevapları bulması kolay değildir; hemmen koruyucu meleğimiz

mantık devreye girer jet hızıyla uzaklaştırır bu şeytan soruları; oyalanacak bir bahane aktivitesi bulur ve hiç bir zaman gelmeyecek ileri bir tarihe erteleriz soruları. Kafamızı kuma gömmek en kolayıdır çünkü.

Sen şimdi eğer bu yazıyı okuyorsan büyük ihtimalle soruları sormaya başlamışsın belli ki, hatta belki de bazılarını yanıtlarını bile vermişsin, ne güzel, ne mutlu sana :) Bu arada hemen bir dipnot düşmek istiyorum, cevaplar değişmeyecek diye bir şey yok, yanlış anlamayın, insan her gün her an değişiyor, istekler ve fikirler de haliyle, o yüzden stres yapmaya da gerek yok, ay ben şimdi bu kararı verdim dönüşü yok artık diye hiç düşünmeyin.

Avustralya size göre mi?

Ben burada yaşamak nasıl onu anlatayım, size göre mi değil mi siz karar verin. Şimdi bir kere insanlar burada genel olarak mutlu, birbirine karşı duyarlı ve saygılı. Sınıf kaygısı yine az da olsa olmakla birlikte, Türkiye'de sıkça karşılaşılabileceği gibi saygısız, görmemiş, küçük düşürücü hareketlerde bulunmuyor kesinlikle insanlar birbirine. Gözünüzün içine bakıp, gülümsüyor ve nasılsın diye soruyor hiç tanımadığınız bir insan, senden hiç bir beklentisi olmadan.. İnsanların yüzünden mutsuzluk, öfke, endişe akmıyor ve haliyle bu durum sizin de ruh halinizi etkiliyor. Tabii bunun böyle olmasında insanların ekonomik olarak büyük sıkıntılar çekmiyor olmalarının etkisi büyük.

Mesleğinin ne olduğunun çok bir önemi yok bir çok insan için, özellikle de genç jenerasyon Avustralyalılar için. Mühendis, mimar, doktor olmak 'cool' ama esas önemlisi oturup iki çift laf edebiliyor musun insan gibi, ruhun güzel mi.. Kendinize koyduğunuz tag lerden kurtulmanız için güzel bir ortam yani.

Avustralyalılar içinde yaşadıkları komuniteye, çevreye, doğaya, toprağa karşı saygılı. Doğayla haşır neşir olmayı sevenler için güzel memleket. Şehirde dahi yaşamanız gerekse adım başı bir park bahçe var. Park dediğim de öyle minicik 2 ağacın olduğu parklardan bahsetmiyorum, baya ufak çaplı koru gibi diyelim :P Çocuklarınız varsa, özgürce koşup oynayabilecekleri, bisiklete binebilecekleri güvenli yerlere nerede oturursanız oturun kolayca ulaşabiliyosunuz. Çok özgür büyüyor burada çocuklar, aktivite ve spor manyağı bir şekilde :) Zaten genel olarak insanlar sürekli aktif, sürekli bir spor yapma halinde, bence bayağı motive edici bir şey bu.

Sydney, Melbourne, Brisbane gibi büyük şehirlerde sene boyunca bir sürü festival ve kültürel aktivite oluyor, takip ederseniz hiç bir haftasonunuz boş geçmez emin olun. Ama Melbourne sanat ve kültür açısından Avustralya'nın başkenti, eğer sizin için böyle aktiviteler kritikse Melbourne'de daha mutlu olabilirsiniz. Deniz, güneş, sahil hemen evimin yakınında olsun diyorsanız Sydney..

Hayat ucuz değil! Hele ki Türkiye'de biriktirdiğiniz TL'lerle ilk Avustralya'ya adım attığınız bir kaç hafta. (Bunun detaylarına serinin ileriki yazılarında değinicem) Mesleğinizde iş bulmak kolay değil, hele ki yeni mezunsanız. İlk geldiğinizde bir süre hiç alakanızın olmadığı işlerde çalışmanız, hiç tanımadığınız insanlarla aynı evi paylaşmanız gerekebilir (yüzbinlerce dolarla geliyorsanız onu bilemem). Kısacası ilk 1 sene kolay geçmiyor, hayat standardınızın Türkiye'dekiyle birebir aynı olmasını beklememeyin geldiğinizin ikinci gününde! Ne zamanki burada bir işe girip paranızı kazanmaya başlıyorsunuz işte o zaman yavaş yavaş her şey rayına giriyor. Dünyanın çarkları her yerde aynı dönüyor. Para kazanmadan maalesef ki yukarıda anlattığım o güzel aktivitelerin hiç birisini yapamıyorsunuz. Ama öte taraftan çok büyük paralar kazanmadan da güzel bir hayat standardını yakalayabiliyorsunuz.

Eğer bir süre sıkıntı çekmeye gelemeyecek, ufak riskler almaktan çekinen, güvenli rahat yaşam alanından sırf macera olsun diye çıkmanın bir anlamı olmadığını düşünüyorsanız, gelmeyin! daha doğrusu bırakmayın kurulu düzeninizi.

Çift olarak gelmeyi düşünenler, işiniz tek başına gelenlere göre çok daha kolay! En önemli boyutu manevi destek boyutu çiftlerde. Çünkü eninde sonunda bir noktada turist modundan çıkıp, ciddileşiyorsunuz, işte o zaman da panikleyebiliyorsunuz. O zaman tanıdık bir ses bir nefes, destek çok iyi geliyor. Tek başına gelmeyi planlayanlar, üzülmeyin, sizin için de olumlu yanları var bu meaceranın, harcamalarınız daha az, hareket kabiliyetiniz daha çok olacak. Hele ki macera peşindeyseniz ve yalnızsanız, burada backpacker hayatı yaşamak kadar güzeli yok, bir süre yapmalı, çiftlik hayatını görmeli, partiden partiye akmalı :) Ayrıca da zor zamanlarınızda akadaşlarınız ihtiyaç duyduğunuz o sıcak eli size uzatacak meraklanmayın.

Nasıl vize alıcaz?

Şimdi hemen önce şunu belirteyim ben vize konusunda uzman bir kişilik değilim, sadece kendi aldığımız vizeleri ve etrafımızdaki arkadaşlarımızın vize alma sürecinde yaşadıklarını biliyorum. Ancak onlardan yola çıkarak size biraz fikir verebilirim. Hangi vize çeşidiyle gelmenin sizin için en uygunu olduğu konusunda hiçbir fikriniz yoksa www.border.gov.au websitesini hatmedin derim. Eğer İngilizcenize çok güvenmiyorsanız, vize danışmanlığı veren kişiler var, onlara danışabilirsiniz. İstanbul'da Ebru Betül Yıldırım var en bilinen danışman, Avustralya'da Yaşam adı altında hizmet veriyor, onunla konuşabilirsiniz. Tabii belli bir ücret karşılığında. Eğer eğitim fırsatlarını merak ediyorsanız mutlaka Atlas eğitimden İsmail'le kontağa geçin. Hala orada mı bilemiyorum ama bana çok çok yardımı dokunmuştu ve okul başvurusunu yapana kadar verdikleri tüm hizmetler ücretsiz (en azından ben onlarla çalıştığımda ücretsizdi, 3 senne evvel).

Eğer mühendis, mimar, muhasebeci gibi meslek dallarından geliyorsanız ve minimum 3 senelik iş tecrübeniz varsa kalıcı oturma vizesi almak bayağı kolay diyebilirim. Skilled migration yapmış oluyorsunuz, puanla sizi değerlendirmeye alıyorlar, 100 üzerinde 60 puanı tutturuyorsanız PR başvurunuzu yapabiliyorsunuz, çok büyük ihtimalle de 3-4 ay içerisinde kalıcı oturumunuz onaylanıyor. Son ikisi senede bizim haricimizde 6 farklı arkadaşım daha aldı oturumunu. Puan değerlendirmesinde yaş, meslek, dil, iş tecrübesi etkili oluyor. Size tavsiyem önce mesleğiniz skilled migration listesinde mi onu araştırın. Eğer listedeyse eğitiminizi Avustralya'daki o meslekle ilgili kurumdan onaylatmanız gerekecek, mühendisler için bu Engineers Australia. Biz geldiğimizde akreditasyon almak kolay olmuştu ODTÜ mezunu olduğumuz için fakat bugünlerde kurallarda bir takım değişiklikler oldu şimdi o kadar kolay denklik vermiyorlar, detaylı bir dokuman hazırlamanızı istiyorlar. Her meslek grubunun bağlı olduğu oda / kurum farklı olduğu için hepsinin süreci de farklı, muhasebeden başvuran arakdaşlarımız oldu 2 kişi, onların mühendislerden çok daha kolay, sunmaları gereken dokümanlar çok daha az bildiğim kadarıyla. Eğer her şey yolunda gittiyse ve puanınız tutuyorsa başvuruyu yapma kısmı oldukça kolay, internet sitesinden adım adım başvurunuzu yapıp dokümanlarınızı yüklüyorsunuz.

Eğer skilled migration yoluyla başvuramıyorsanız neler yapabilirsiniz?

Bir sürü insan 'work and holiday' vizesiyle geliyor, bu 1 senelik bir vize, Avrupalılar 2. seneye de uzatabiliyor fakat Türk vatandaşları için sadece 1 sene. O 1 sene boyunca çalışabiliyorsunuz ama aynı iş yerinde maksimum 6 ay tam zamanlı çalışmanıza izin var. Bu vizeyle gelenleri bir çoğu genelde vizeleri dolana kadar sponsorluk bulmanın yollarını arıyor. Sponsorluk bulabilirseniz 2 sene boyunca size sponsor olan yerde çalışmanız gerekiyor, biraz köle zihniyetine girebiliyor iş veren, dikkatli olmakta fayda var. 2 senelik sponsorluğun sonunda da kalıcı oturuma başvurabiliyorsunuz. Sponsorluk bulamayanlar genelde öğrenci vizesiyle kalmaya devam ediyor. Ama öğrenci vizesinin de sıkıntısı 1) okula yüklü miktarda para döküyor olmanız, 2) haftada max 20 saat çalışmaya hakkınız oluyor. Eğer çift olarak geldiyseniz, genelde çiftlerden birisi okula gidiyor, öğrenci vizesi alıyor diğeri eş durumunda aynı vizeyi alabiliyor ama o tam zamanlı çalışabiliyor, ki bu güzel bir şey. Çünkü hele ki master falan yapacaksanız ve ailenizden parasal bir destek alamıyorsanız çok çalışmanız, çok para kazanmanız gerek ki okul paranızı ödeyebilin. Yani diyeceğim odur ki kalıcı oturum vizesi alana kadar hayat biraz zor, kalıcı iş bulmak kolay değil, iş verenlerin ilk sorduğu "soru vize durumunuz nedir?", eğer kalıcı vizeniz yoksa bir çok kapı kapanabiliyor. İyi araştırmalısınız ama gözünüz korkmasın! Herkes illa ki bir şekilde yolunu buluyor :) Ama kalıcı vizeye giden yol sabır taşlarıyla döşenmiş desek yeridir!

3 saattir falan bilgisayarın başındayım, çok uzun bir yazı oldu, nokta koyma vakti geldi.

Son bir şey:

Bir keresinde "sizi uzak diyarlara götüren ve orada yaşamanızı sağlayan duygu nedir ?" diye sordu birisi, ben de dedim ki "bu o kadar derin bir soru ki..." sonra bayağı uzun bir mail yazdım, şimdi tabii buraya yazmayacağım hepsini ama özünde hayatın tek düzeliğini kırmak, dünyanın başka güzel yerlerindeki başka güzel insanları da hayatımın bir parçası yapmak istemiştim ben. Ailenizden, can dostlarınızdan kilometrelerce uzakta yaşayabilmeniz için yaşadığınız hayatın size gerçekten ruhani bir tatmin sağlıyor olması gerektiğini düşünüyorum. Siz siz olun her zaman onun peşinden gidin.

Bildiğim tek bir şey varsa o da, eğer ruhunuza dokunan şeyleri erteliyor, 'x tarihi gelince şu çok istediğim y aktivitesini yapıcam' şeklinde cümleleri sıkça kuruyor ama o y aktiviteleri artıp artıp x tarihleri bir türlü gelmiyorsa (xler yler mühendis kafası:P), sırf etrafınızdaki diğer milyonlarca insan benzer şeyleri yapıyor diye siz de onları yapmalıymışsınız gibi hissediyor ve bu yalanın içinde yuvarlanıp gidiyorsanız, dünya üzerindeki diğer varlıkları düşünerek atmıyorsanız adımlarınızı ve sonuç olarak ölü toprağının altında yaşamaya mahkum ediyorsanız kendinizi, ihanet ediyorsunuz demektir kendinize, yaşantınıza!

Yapmayın! Risk almak cesaret istiyor, çok da korkutucu ama risk almadan da bir takım şeyler olmuyor! Deneyin, kendi tecrübenizi oluşturun, işte esas o zaman nefes almak nasıl bir şeymiş anlayacaksınız.

İçinizdeki cesur çocuğu canlandırabilmeniz, kendinizi doğru tartmanız, hayatınızı sizi gerçekten mutlu edecek şekilde yaşamanız dileğiyle. Bir de unutmayın herkesin mutluluğu farklı şeylerde, başkaları size kendi hayallerinizi gerçekleştirmek için sadece birer örnek teşkül edebilir, esas olansa sizsiniz, sizin içiniz.

Güzel yaşantılara,

Başak


Ne Okusam / Arama

Please reload

Bizi Takip Edin

  • Facebook Basic Black
  • Instagram Basic Black

Bizi Takip Edin!

  • Facebook Basic Black
  • Instagram Basic Black

Instagram Köşesi

En Yeni Yazılar

October 12, 2015

Please reload